14 Eylül 2008 Pazar

GİTMEK (Paylaşım)

Bugünlerde herkes gitmek istiyor.

Küçük bir sahil kasabasına,Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara...

Hayatından memnun olan yok.Kiminle konuşsam aynı şey...

Her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.

Öyle "yanına almak istediği üç şey" falan yok.Bir kendisi. Bu yeter zaten.

Her şeyi, herkesi götürdün demektir.

Keşke kendini bırakıp gidebilse insan. Ama olmuyor.

Hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.

Yani herşeyi yüzüstü bırakmak göze alınmıyor.Böyle gidiyoruz işte.

Bir yanımız "kalk gidelim", öbür yanımız "otur" diyor.

"Otur" diyen kazanıyor.O yan kalabalık zira...
İş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,Güvende olma duygusu...

En kötüsü alışkanlık. Alışkanlığın verdiği rahatlık, Monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.

Kalıyoruz...Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.

Evlenmeler...Bir çocuk daha doğurmalar...Borçlara girmeler...İşi büyütmeler...

Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor. Misal ben...Kapıdaki Rex'i bırakıp gidemiyorum.

Değil bu şehirden gitmek,İki sokak öteye taşınamıyorum. Alıp götürsem gelmez ki...

Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında, Herkes onu, o herkesi seviyor.

Hangi birimizle gitsin?" Sırtında yumurta küfesi olmak" diye bir deyim vardır; Evet, sırtımızda

yumurta küfesi var hepimizin, Kendi imalatımız küfeler. Ama eğreti de yaşanmaz ki bu

dünyada.Ölüm var zira. Ölüme inat tutunmak lazım,İnadına kök salmak lazım.

Bari ufak kaçışlar yapabilsek.Var tabii yapanlar, ama az. Sadece kaymak tabakası.

Hepimiz kaçabilsek...Bütçe, zaman, keyif... Denk olsa.

Gün içinde mesela...Küçücük gitmeler yapabilsek. Ne mümkün.

Sabah 9, akşam 18 Sonra başka mecburiyetler Sıkışıp kaldık.

Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli Bu kadar ağır olmamalı.

Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.

Bir ömür karşılığı, bir ömür yani.

Ne saçma...Bahar mıdır bizi bu hale getiren?

Galiba.Ben her bahar aşık olmam ama her bahar gitmek isterim.Gittiğim olmadı hiç,Ama olsun...

İstemek de güzel.>> Can Yücel

Etiketler: , ,

9 Eylül 2008 Salı

ekmek kaygısı

Şimdi size bir alışveriş hikayemi anlatacağım, galeriden kırmızı Ferrari alırken kazık yediğini düşünenlerin de olduğu bir ülkede yaşadığımızdan ben biraz daha gramajı az fakat manen çok ağır olan bir konudan bahsedeceğim. Plazalarımın cam renklerini değiştirirken camcıdan yediğim kazığı sonra anlatırım!.. İşte böyle bir ülkede yaşamaya başladık, plazaların topraktan fışkırdığı caddelerinde Ferrarilerin gezdiği, çöp konteynırlarından karton, naylon ve ekmeğin toplandığı bir garip çelişkiler şehri İstanbul’da yaşıyorum ben..

Bakkala alışverişe gittim gazete, süt derken ekmek dolabına doğru ilerleyip gözüme kestirdiğim bir ekmeğe bir hamlede uzandım ve aldım. Fakat ekmeği seçmeme rağmen, gözüme yine de küçük görünmüş olacak ki dijital tartıya doğru ilerleyip ekmeği tarttım. Tam 270 gram geldi. Duyarlı tüketicilik var ya serde, hemen bakkala dönerek böyle olacağını tahmin etmiştim yanılmamışım dedim. O sırada meşgul olan bakkal farkında değildi tabi ne belliydi abi dedi. Ekmek dedim çiftli ekmek 270 gram geldi tahmin etmiştim eksik olduğunu. Nereden geliyor ekmek dediğimde şu caddenin köşesindeki fırından geliyor zaten başka yerden alma şansımız yok. Fırın belediye ile anlaşmış bu bölgeye ekmeği onlar dağıtıyorlar. Bir eksik vardı kafam da tıpkı ekmek gramajı gibi, fakat ne? Sonradan aklıma geldi çiftli ekmeğin gramajı kaçtı sahi? İşte bunun yanıtını bilmiyordum. Peki bilgi sahibi olmadığım konu da neyi tartışıyordum ki.. hayırlı işler deyip çıktım bakkaldan yüzüm de bir sıcaklık vardı biraz kızarmış olsa gerek, kızarmış ekmek gibi. Söylendim kendi kendime sonra bir ekmeğe baktım bir fırının mesafesine 300-400 metre gözüm yemedi gitmeye.. bakkala da soramamıştım .O gün öyle geçti neyse..

Sonra tabi bir daha yolum düştü bakkala ekmek almaya girdim içeri bir ekmek aldım yine tarttım bu sefer çiftli ekmek 300 gram. Olayı çözeceğim ya artık, döndüm bakkala bu ekmek 300 gram dedim oysa dün aldığım ekmek 270 gramdı söylemiştim sana , ekmek gramajları arttı mı azaldı mı? İşte şimdi merak ettiğim yanıt gelecekti rahattım.
Bakkal hesap yaptığı kağıttan başını kaldırdı esası 300 gram dedi. Rahatlamıştım fakat dün resmen eksik gramajlı ekmek almışım desene dedim. Bakkal ekmek nerde dedi. Şaşırdım dün yedik gitti deyince, fırına götürseydin abi yenmiş kuzunun hesabımı sorulurmuş deyince kardeşim sen müdahale etseydin ya ekmeği ben satmıyorum ki. Sen yine de fırına bildir deyip çıktım bakkaldan..

Bu ekmek hikayesi de nereden çıktı demeyin, hemen her gün evimizde bulunan soframızın vazgeçilmezi bir nimet bu konuda duyarlı olmalıyız değil mi ya! Hepimiz insanız işte kimimiz bir ekmeğin gramajınla uğraşır, kimimiz orman alanlarını talan edip plaza yapmayla, geçip giden zamanın farkında bile olmayız. Küçük şeylerle aldatılan bizler aslında aldanmamanın mücadelesini verirken kimbilir ne kazıklar yeriz farkında olmadan. Bu kazıklamalar ekmeğe kadar gelip dayanmışsa vay vatandaşın haline.

Etiketler: , , , , ,